top of page
  • White Tidal Icon
  • White Amazon Icon
  • White Apple Music Icon
  • White Spotify Icon
  • White Facebook Icon
  • White Instagram Icon
  • White Twitter Icon
  • White Vimeo Icon
  • White SoundCloud Icon
  • White YouTube Icon

Şarkılarda Akor Yürüyüşleri Neden Bu Kadar Önemlidir?

  • Yazarın fotoğrafı: R
    R
  • 16 Oca
  • 1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 17 Oca

Audio cover
Bu yazıyı dinlemek ister misin? R anlatıyor.

Bir şarkıyı taşıyan şey çoğu zaman melodi değildir. Söz de değildir. Altında sessizce yürüyen akorlardır.

Akor yürüyüşü, şarkının nereye gideceğini bilir. Melodi bazen kararsızdır, sözler bazen dağılır ama akorlar yön duygusunu kaybetmez.

Bu yüzden kötü bir yürüyüş, iyi bir melodiyi bile düşürür.


Akor Yürüyüşü Nedir?

En basit haliyle:

Bir akorun diğerine nasıl ve neden bağlandığıdır.

Ama mesele sadece “hangi akordan hangisine” geçildiği değil, ne hissettirdiğidir.

I – V güven verir. vi – IV melankoli taşır. ii – V – I rahatlatır. Ama bunlar kural değil, alışkanlıktır.

İyi Yürüyüş Kendini Belli Etmez

İyi bir akor yürüyüşü:

  • Göze batmaz

  • “Bak ne yaptım” demez

  • Şarkıyı sırtında taşır

Dinleyici çoğu zaman fark etmez ama şarkı akıyorsa, sebebi genelde odur.

Neden Bazı Şarkılar Hep Aynı Gelir?

Çünkü:

  • Aynı yürüyüşler tekrar tekrar kullanılır

  • Aynı çözülmeler güvenli bulunur

  • Risk alınmaz

Sorun benzerlik değil, bilinçsiz tekrardır.

Aynı yürüyüş, farklı bağlamda hâlâ güçlü olabilir. Ama sadece alışkanlıktan kullanılıyorsa şarkı da alışkanlık gibi duyulur.

Akorları Değil, Aralarındaki Boşluğu Dinle

Birçok müzisyen akoru çalar, geçer. Oysa önemli olan:

  • Akorlar arasındaki gerilim

  • Çözülmeden önceki bekleme

  • Bırakılan boşluk

Bazen yürüyüşü ilginç yapan eklenen akor değil, eklenmeyen akordur.

Son Söz

İyi bir akor yürüyüşü yazmak için daha fazla akor bilmek gerekmez.

Daha iyi dinlemek gerekir.

Şarkı nereye gitmek istiyor? Akorlar sadece ona yol açar.

 
 
 

Yorumlar


Gökay Salkım Offical -CMA Studio 

HACI – Bir Şarkının Hikâyesi

 

Bu şarkı bir istekle başladı.

Arda…
Kendi dünyası olan, o dünyayı da saklamayan  özel bir gençti.

Arda ile Yollarımız uzun yıllar önce kesişti. Bir Süre görüşemedik. Son iki Yıldır da 

Haftada iki gün görüşüyoruz.

Arda, her şeyi farklı algılıyor, farklı hissediyor ama en önemlisi
farklı olmayı hiç saklamıyordu.

İnsanlara bir şekilde hitap etmenin bir yolu vardı onun.
Kimi “abi” der, kimi “kardeşim”…
Arda ise tek bir kelime kullanıyordu:

“Hacı.”

Bu kelime onun için sadece bir hitap değildi.
Bir yakınlık, bir mesafe, bir iletişim biçimiydi.
Kendi dünyasından dışarıya attığı küçük ama net bir adım.

Bir gün derste bana dönüp:
“Hacı Bana bir şarkı yapar mısın?” dedi.

Bu bir şarkı isteği değildi aslında.
Bu, “beni anlat” demenin başka bir yoluydu.

“Hacı” o anda doğdu.

Bu şarkıda süslü cümleler yok.
Çünkü Arda’nın dünyasında gereksiz hiçbir şey yok.
Her şey net. Her şey doğrudan.

Rap seçildi, çünkü rap kalıpları sevmez.
Ve Arda da hiçbir kalıba sığmaz.

Şarkının içinde geçen her “Hacı”,
bir seslenişten fazlası:

“Ben buradayım.”
“Ben buyum.”
“Beni böyle kabul et.”

Bu şarkı bir hikâye anlatmıyor sadece.
Bir bakış açısını duyuruyor.

Çünkü bazı insanlar dünyaya uyum sağlamak için değil,
kendi yollarını çizmek için gelir.

Arda da onlardan biri.

Ve bazen bir kelime,
bir insanın dünyayla kurduğu en güçlü bağ olur.

Onun kelimesi:
Hacı.

bottom of page